SANMAKİ AYRİYİZ DİYE UNUTULDUN. BEN SENİN HASRETİNE DE ASİK OLMAYİ OGRENDİM.

Custom Glitter Text

   
  GuLuM aFFeT UnUTaMaDıM..!!!
  Şiir Müzik
 

FREE service provided by MusicWebTown.com
GİTTİN İÇİMDE KALDI AYRILIK


Gittin
Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin
Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı
Dudaklarımızda sıradan sözcükler
Vedalaşmayı bile beceremedik
Son bir bakış kaldı arkanda
Kalabalığa karışan
Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü
Gittin.

İçimde
Yığınlarca kitap kaldı uçuşan
Sözcükler beynimin köşelerinden
Çıkıp korkuttular gecelerimi
Peşimden geldi gölgeler
Aynalara bakamaz oldum
Hiçbir oyun avutmadı beni
Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı
İçimde.

Kaldı
Yeni bir kent işkenceye hazır
Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle
Belleğimi silkeleyip anılardan
Tik tak çaldın uzun zaman
Alışamadım yarımlığa
Düşlerimde intihar tutkuları
Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk
Kaldı.

Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler
Sonbahar hüznüne benziyor pencerede
Artık konuk beklemeyen gözlerim
Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı


AYRILIK..


Tüm umut yollarını kapayan
aşk da bir isyandır.
Nerede kimbilir o fırtına,
beni yüzyıllara savuran
yüzü yırtık kan.
İşlediğim zamansız sevdanın
cılız kemiklerini sayıp,
özgürlük adına soyunuyorum
uykunun karesine aşk kafesimde.
Ey duru bestesini dinlediğim gökyüzü!
Kiminle o ihtiras denizi,
kimi boğuyor dalgalarıyla,
nedir bu uğultu,
Kimdir tanık?
Sussun sularını aşınmış yatağımdan
alıp götüren deli yel,
umarsız dalgaların uzandığı hiçbir kuyuyu bağlamayan
köprünün üstünde
Kral Lear gibi güçsüz ve deli
düşsün elime ayrılık

SEN VARSIN


Gönül tezgahında şiir dokudum
İplik iplik nakışında sen varsın
Aşk yolunun kanununu okudum
Madde madde yokuşunda sen varsın

Fikir vadisinden bir ırmak geçer
Eğilir selviler suyundan içer
Bağrında ay doğar zambaklar açar
Sessiz sessiz akışında sen varsın

Öz suyusun hayat denen şişenin
Nedenisin keder ile neşenin
Sevda cephesinde şehit düşenin
Donuk donuk bakışında sen varsın

Hep senin renginde görünür bahar
Yaprakta yeşilin gülde kokun var
Yama yama kalbimdeki yaralar
Sıra sıra dikişinde sen varsın

Gidip de yorulma çok uzaklara
Sen; seni gel benim içimde ara...
Umut güneşimin mor bulutlara
Girip girip çıkışında sen varsın
YETER Kİ GEL


Üzülme her hafta gelemem diye
Haftada olmazsa ayda gel canım.
Üçyüzaltmışbeşi böl onikiye
Sırala otuzu say da gel canım.

Bekletme geciken müddet ziyandır
Güzel kin,öfke,hiddet ziyandır
Varsa gurur,kibir,şiddet ziyandır
Onları orada koy da gel canım.

Kitap aşk,masal der,yıkar bırakmaz
Akıl "tedbir al" der çöker bırakmaz
Korku "gitme kal"der çeker bırakmaz
Sen gönül sözüne uy da gel canım.

Yazı,güzü,kışı bahar zamanı
Yaşadın bilirsin ki her zamanı
Dinle rüzgarları seher zamanı
Uzaktan sesimi duy da gel canım.

DUYDUN MU?


Karagözlüm, kavuşmayı beklerken,
Ayrılığın vakti geldi, duydun mu?
Beraberce diktiğimiz çiçekler
Açılmadan önce soldu, duydun mu?

İçimde acıdan ırmaklar çağlar;
Gözlerim yaş dolu, gönlüm kan ağlar.
Tatlı hatıralar, sıcak sevdalar
Hakikatsiz rüya oldu, duydun mu?

Kara talih ile olunmaz yarış;
Eğer küskün isen gitmeden barış
Belki son ayrılık, belki son görüş
Kavlimiz yarıda kaldı, duydun mu?

Çok olur dağların karı-kıcısı,
Böyle imiş alnımızın yazısı
Bu mevsimsiz ayrılığın acısı...
Ok vurdu sinemi deldi, duydun mu?

KARAKOÇ’um, kalbim yara, dilim lâl...
Ömrümün ufkunu sardı bir melâl
Beslediğim umut, kurduğum hayal
İçime ateşler saldı, duydun mu?


YAĞMUR OLSAM


Sel taşkını bir akşamüstü
Bulutları bağrına basan
Ağaçlara sordum seni
Yaprak rüzgarı tutmaz dediler
Uzun uzun baktılar yalnızlığıma
Yangın yeri bir yürek
Bir de yağmur gösterdiler

Ne olur şu yağmurların
Birdenbire yağanı ben olsam
Rüzgarı düğümlesem saçlarına
Bir daha bırakmasam
Öpsem kirpiklerini
Süzülüp gözyaşlarına karışsam
Çağlayıp aksam çağlayıp aksam
Yüzündeki ırmaklarla geçsem ovaları
Dudaklarında denizlere çıksam

SUSKUNUM SANA


Hangi şiire başlasam suskunum sana
Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun
Güneşte kavrulan bir kum tanesi
Çatlayan dudaklarım oluyor her gece
Yağmura suskun yaşamaya suskun
Haykırabilsem
Belki bir nehir köpürebilir sesimde
Silinebilir kuraklığın bütün izleri
Upuzun çöller vadileşebilir içimde

Hangi güzelliği özlesem suskunum sana
Yürek boşluğunda bir of kadar suskun
Özlüyorum seni masmavi
Koşuyorum sana bembeyaz
Ve kahroluyorum bir anda kapkara
Ah oluyorum
Of oluyorum
Ve susuyorum
Oysa haykırabilsem
Işık yumağı bir pınar olur soluğum

Hangi türküye uzansam suskunum sana
Ağıt ağıt, özlem özlem suskun
Tut ki vurulmuşum
Aşktan ve kandan bir damla olmuşum
Bir saçlarının rüzgarına
Bir de ağzının kıyılarına konmuşum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasırga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum
Coşkuların her şahlanışında
Sana deprem deprem susmuşum
Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum

Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası yeter
Hangi kavgayı özlesem suskunum sana
Zafer sabahlarında gece kadar
Bayram sabahlarında yas kadar suskun
Böyle güzelliklere de
Böyle suskunluklara da lanet olsun
Al bu suskunluğumu al artık
Al ki
Bütün gürültüler kahrolsun
HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM


Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...

Badem Agacı

Hanginiz küçükken düşüp bi yerini acıtmadı ki? Ve hanginizin acısı biri öpünce hemencecik geçmedi ki? Deniz’de Aslı’yı bir badem ağacının altında öpmüştü… Düşünce kanayan yarası çabucak iyileşsin diye… Ama bütün bunlar küçükken idi… Onlar şimdi büyüdüler… Ve artık bir öpücük bir yarayı kapatmaya yetmezken Yerine daha da büyük yaralar açabiliyor… (3. bölüm)

1 Yanlış 3 Doğru

Bilirsiniz büyükler her şeyi çok bilirler… Bize de hep 3 yanlış 1 doğruyu götürür dediler… Hatta 4 yanlışın 1 doğruyu götürdüğünü bile söylediler… Zamanla yanlışlar çoğaldı, ama doğrular hep bir taneydiler… Büyüdükçe anlıyor insan, büyükler çok fazla şey bilmiyor… Bir yanlış yaparsan bazen, tüm doğruları götürüyor… (4. bölüm)

Kızkaçıran

Gazozuna oynadığımız top, Meyvesine tırmandığımız dut… Ve kaç kez oyuna dalmıştık, Acıktığımızı unutup… En ateşli maceramızdı Fitili tutuşmuş bi kız kaçıran… Ve ne çok şarkı bilirdik Bilmediğimiz tek şeydi yalan…(5. bölüm)

Hipotenüs

Yaş 17 olduğunda ÖSS denen şey hayatımızın bir parçası haline gelir… Sorular, sorular ve sorularla… Oysa bir yandan hayat alabildiğine devam etmektedir… Sorunlar, sorunlar ve sorunlarla… Bir de bakarsınız sorular ve sorunlar içinde hapsolmuşsunuz Hangisi doğru, hangisi yanlış derken, Kendi içinizde kaybolmuşsunuz Problem1: Efe küçüktür Gönülden… Gönül denktir Metin’e… Ve Gönül A şehrinden B şehrine gitmeye kararlıysa iyiden iyiye Metin ise yavaş yavaş daha çok yakınlaşıyorsa Gönül’e Efe ancak ve ancak çıldıracaktır yine… Problem 2: Bir dik üçgende Aslı a kenarı olsun, Mine ise b… İki dik kenar, iki dik kafalı kız… Gidiyorlar burunlarının dikine… Deniz’se iki dik kenarın arasında Üstelik Aslı yanında değil, artık karşısında… Offf… Sorular sorun olmuştur artık, Sorunlarsa soru… Ve Deniz gibi hipotenüs olursunuz bir gün Belki de budur en zoru…(6. bölüm)

Altıncı His

Bir fısıltı var içimde Sen de duyuyor musun? Sanki benden seni; kıskanmamı istiyor… Tanıyor muyum o sesi, Yoksa o ses ben miyim? Hiç yabancı değildim oysa bana Sen de hiç bu kadar olmadın Ne çoksun şimdi içimde Aşk mı bu, pişmanlık mı? Kaybediş mi, öfke mi ne? Bir sıkıntı var içimde Sen de görüyor musun? Sanki benden seni; yine geri istiyor… (7 bölüm)

Olmasa Mektubun

İki mektup İki başkaldırış Biri aşka, biri hayata Ve iki ayrı mektup İki ayrı yüreğe düşen İki ayrı kor aynı zamanda Oysa bir zamanlar Masallar anlatırdık birbirimize Ve kor yerine Üç yeşil elma düşerdi gökten üzerimize Biri ona, biri bana diğeri de tüm sevdiklerimize Çocuk olmak paylaşmaktı Çocukluk böylesine güzeldi işte(11 bölüm)

Kürkçü dükkanı

Anladım Yok Çok döndüm Çok dolaştım Yok En güzeli senin gözlerin Gözlerin çocukluğumuz kadar sıcak Ve gözlerin kalan ömrümüz kadar derin Dönenlere küsme sakın Sen dünyaya küsebilir misin? Bil ki kimine göre baba ocağı Kimine göre yar kucağı şu kürkçü dükkanı dediğin Ve belki de her yolun sonundan sana dönmek En güzel yanı şu gençliğin Çünkü yok ki Çok döndüm Çok dolaştım yok Ve ben de anladım Aslı varken surete gerek yok(12 bölüm)

Son Sardunyalar

Ah o yazlık sinemalar, Kapı önü akşamları… Saksıda son sardunyalar, Avluda el yazmaları… O pür telaş piyasalar, İlk sevda, ilk gözyaşları… Yolları hep gurbete bağlar, Hep o “gönül” şarkıları… Ah ne kahraman, ne cesur Ne güzel çocuklardık Her yeni günü ümitle Nasıl kucaklardık Ah kaldırımlar biliyor Bi devir muhteşemdik Güz güneşinden hüzünlü İlkyazdan şendik Hem utangaç, hem hevesli Mektepli sevgililerdik Pek kırılgan, pek acemi Bir söyler bin gülerdik (14 bölüm)

35 eksi 1

Ben seni sevdiğimde İstanbul’a gün doğmamıştı Balıkçılar ağ atmamış Şairler henüz yatmamıştı Neler yaşadık önce Ben seni ne çok sevdim Bir İstanbul Ekspresinden Halliceydi kalbim Ve bir yemini körelttim şimdi Yerine bir umudu biledim Ve bir İstanbul Ekspresinden Halliceydi kalbim Üstelik bilmiyordum Beşiktaş’tan Beyoğlu’na kaç saatte inilir Aşk nerdedir bu şehirde Hangi sokakta gezinir Dedim ya ben seni sevdiğimde İstanbul’a gün doğmamıştı Gün doğmadan neler doğar Bunu gönlüm de ummamıştı Uçakları hiç sevmem Trenden de vazgeçtim İzmir’den İstanbul’a Tam bir saatte geçtim (15 bölüm)

Havuz Problemi

Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor artık Delice esiyor kavak yelleri Çocukluk elden yitip gidiyor artık Çocukluk uzaklarda kaybolan bir gemi Cesaret aşk kaygı derken Bir sancı kapladı tüm gövdemi Oysa biz daha dün hipotenüsü çözememiştik Nerden çıktı bu havuz problemi(13 bölüm)

Filmin devamı

Bir fincanın dibinde, yarım kalmış aşkımsın Acı bir kahve gibi, uykumu kaçırmışsın Gündüzüm gece oldu tüm düşlerim seninle Sensizlikle son bulur her bir kabusum yine Oysa kabus yalan, düş kısa ve hayat uzun sevgilim Sende beni seversen yarım kalmaz hiç bi film (17 bölüm)

Pembe yalanlar

Bize söylenmiş ilk yalan Adamı ebe eden bir oyunda Fasulyeden oynayışımızdır… Oysa bi bilsek ki bu daha ne ilk Ne de son aldanışımızdır… Sonra birden leylekler kardeşlerimizi Kuşlar kabahatlerimizi dile getirir… Soramayız bile “anne söyle” “Söyle bu pembe yalanlar nedendir” Büyüklerin bahanesi hep Aklımızın ermeyişindendir Ve bir gün bakarız ki Zaten hayat koca bir oyun Ne yaşımız ne aklımız ermekte Ve her gün birileri yine Her gün bir yerlerde birine Pembe yalanlar söylemekte(18 bölüm)

Üçüncü tekil şahıs

Davetiyeler, odalar Ve localar iki kişilik Ya tek gidersin bi koltukta Ya biletler; iki kişilik Ya tek kişiliktir bi yatak Ya yalnız yatılmaz; iki kişilik Ya tek taraflıdır bi aşk O da severse; iki kişilik Başka kaç kişiyi seversen sev Bir sevda yalnız iki kişilik Hele baş başa bi akşamda Masalar hep iki kişilik Peki sen kimsin dediler bana Dedim üçüncü tekil kişilik Peki dostluk var mı dünyada Dedim dünya iki kişilik Çocuktuk çoktuk oysa Çok üzgünüm şimdilik(19.Bölüm)

2. ilk öpücük

Kalbinin sağ yanından İlk sola saptığında Gizli bir yol var orda Dikkat et göreceksin Kimi hızlı gidermiş Kimi yavaş bu yolda Sen kimseye aldırmadan Gönlünce ilerleyeceksin Yolun son durağında Kapatıp gözlerini Güzel olan ne varsa Hepsini dileyeceksin Gözünü açtığında Tüm bildiğini unutup Belki hiç konuşmadan Bir kez daha diyeceksin Bir gün dönmek istersen Bu yolun dönüşü yok Her şeyi göze alıp Akla göğüs gereceksin Bütün yollar yürekten Dudaktan kalbe bir yol yok O an geldiğinde Bunu sende göreceksin(20. bölüm)

Gizli Gizli

Her şey “gizli” şu dünyada Kaba kuvvet “gizli” İyi niyet “gizli” Art niyet “gizli” Geceler gündüzlerin, Gerçekler yeminlerin, Ve korkular ümitlerin, Arkasında gizli… Canım yanıyor bazen… Büyümek diyorlar buna… Söylenmeyen ne varsa, Gözyaşlarımda gizli… Oysa iki genç yürek bizimki Ve dünyalar kadar büyük İçinde hayallerimiz de, Günahlarımız da gizli… Sevmek günah mı oysa? Saklanacak yanı yok… Ama bir sır gibi artık, Sevdamız bile gizli…(23. bolum)

Aramıza hoşgeldin

Sevdin mi deliler gibi Gönlünü yele mi verdin Kalbin mi kırık yoksa ne Aramıza hoşgeldin Hatırla bir zaman sana Hiç ayrılmazdık derdim Sözüme gelmedin ama Aramıza hoşgeldin Sanma yaşamak birkaç gün Kirlenmek mi tek derdin Büyüyorsun sen de her gün Aramıza hoşgeldin Yalan yok hiç içimizde Sevdik bak hepimiz de Aşktan ölmez hiç kimse Aramıza hoşgeldin(25. bolum)

Hepimiz birimiz için

En ateşli maceramızdı, fitili tutuşmuş bir kız kaçıran Ve ne çok şarkı bilirdik, bilmediğimiz tek şeydi yalan En büyük aşk sorularını hipotenüsle çözmüştüm Bir badem ağacının altında beni nasıl da öpmüştün Köşeli jetonlarımızı bozdurup, yerine pembe yalanlarımızı seçtik İzmir’den İstanbul’a tam bir saatte geçtik Gizli gizli görüştük yine, açık açık öpüştük Bütün havuz problemlerini, artık çoktan çözmüştük En yalnız anlarımızda süper kahramanlar olduk Filmin devamı geldiğinde doğru cevapları da bulduk Ve anladık artık yoktu, Çok döndük, çok dolaştık yok En güzeli bizim dostluğumuz Bundan öte bir şey yok Günler, haftalar aylar Bizi hiç değiştirmeyecek Boyumuz büyüse de yüreğimiz hep Hepimiz birimiz için diyecek
 
 
  Bugün 4 ziyaretçi (4 klik) kişi burdaydı!


Create Your Glitter Text

 
 


Simli Resimler
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol